BlogYazılar

Sahiplenilmeyen Hakların Yetimliği Bağlamında Hak Arama Mücadelesi Ve Yasalar

0

Yasal haklarımız tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Bu mesele anlaşılamadan hak arama mücadeleleri doğru noktaya kanalize olamayacaktır. Kapitalist sistem, haklarımızı mücadelelerimiz sonucu tanır ve mücadele gerilediğinde törpüler. Onlar için her reform sistemin sürekliliğine hizmet eder. Toplumlar reformlarla aldatılır ve sistem içinde tutulur. Şayet hak arama mücadelesi veriyorsak bu kalıcı olması içindir. Kazanılmış hakkı kalıcı yapacak olan şey reform değil devrimdir.

Türkiye’de zorla kültürleme eksenli bir soykırım süreci devam etmektedir. Kürt ulusu başta olmak üzere çeşitli ulus ve küçük uluslar yavaş yavaş eritilmektedir. Tekçi devlet politikası devam ederken sistem, işlemiş olduğu tarihi suçlara dair sorumluluk sahibiymiş gibi davranmaktadır. Yaşayan diller adı altında anadillerin seçmeli eğitimle öğretilmesi yasası geçeli uzun zaman oldu. Fakat Kürtçe başta olmak üzere yasallaşan, ezilen ulus dillerine dair bir tek öğretmen kadrosu açılmadı. Dil kursları, enstitüler kapatıldı. Seçmeli dil dersini okul yönetimleri tayin ediyor ve bu durum okul yöneticisinin vicdanına bırakıldı. Duyarlı müdürler bu dersleri verebilmek için dili bilen farklı branş öğretmenlerinden istifade etmeye çalışıyor. Kısacası Kürt ulusunun yıllarca okulun ilk haftası yaptığı boykotlar kazanımla sonuçlandı. Ama yasal kazanımlara sahip çıkılmaması durumunda sistem bu hakkın kullanımını engellemeye devam edecektir.

12 eylül cuntacılarının yargılanmasının hukuken önü açıldı. Fakat AKP-ERGENEKON ittifakı ve Kemalist destek sayesinde cunta döneminin işkencecileri, ırkçı ve mezhepçi devlet yöneticileri, despot hakim ve savcıları ve diğerleri yargılanmadı. 12 eylülde mağdur edilen insanların hakları iade edilmedi, zararları tazmin edilmedi. Çeşitli yasal düzenlemelerle göstermelik akademi kapısı, memurluk kapısı açılanların görevden uzak tutuldukları dönemin tazminatı sağlanmadı.

Sistemin genel yazılı yasaları işkenceye ve idama müshade etmiyor. Ama işkence, kolluğun zor kullanma hakkı adı altında, infaz da kolluğun silah kullanma hakkı kapsamında yasalarda yerini alıyor. Fiili olarak işkence ve idam devam ediyor. Festus Okey davasında işkencecilerin ve yargısız infazcıların nasıl korunduğunu hatırlayalım. Ali İsmail Korkmaz davası da ortadadır. İşkence ve idam fiilen yapılıp, yargı ve bürokrasi çerçevesinde de korunmaktadır.

Halkı kin, nefret ve iç karışıklığına sevk etmek suçtur. Ama Alevilere medya ve sosyal medyadan hakaret etmek, iftira atmak serbesttir. Kürtler’i medyadan hedef gösterip küfür etmek serbesttir. Yasalar Türklüğü ve suniliği kavramsal olarak korumaktadır. Fiili olarak ise onları siyasal sisteme payanda etmek, baskı mekanizmalarına, sürece dahil etmek ve sistem için siper etmek dışında bir duyarlılık yoktur.

HDP ve BDP’nin yasal parti olarak seçime girmesine izin veriliyor. Kürtlerin ve sosyalistlerin oy hakkı tanınıyor. Kazanılan belediyelere kayyum atanıyor, seçim sonuçları hilelerle ve manipülasyonlarla çarpıtılıyor. Milletvekilleri tutuklanıyor. Peki bu düz ovada siyaset çağrıları, yasal seçme ve seçilme hakkı ile gerçeklik birbiriyle örtüşüyor mu?
Kadın hakları ile ilgili imzalanan uluslar arası metinler, sözleşmeler ve yasallaşan haklar kullandırılmamaktadır. Ekoloji ile ilgili çıkan yasalar, kurulan kurumlar, düzenlenen rapor ve toplantılar sadece manipülasyona hizmet etmektedir. Fiili olarak bu yasalar ya çiğneniyor ya da çeşitli yasal maddelerle kuşa çevrilip işlevsizleştiriliyor. Koruma kurullarının raporları ya dikkate alınmıyor ya da baskıyla istenilen çerçevede düzenletiliyor. Gönüllü karantina diye birşey icat edildi. Bu gönüllü karantina palavraları sistemin meselenin üstüne ciddiyetle eğildiğine dair bir manipülasyondan öteye gitmiyor. Gerçek anlamda hastaların tespiti için sağlık taraması yapılmıyor, tespit edilen hastaların sosyal çevresi karantinaya alınmıyor. Hastalığı tespit edilene evde oturması rica ediliyor ama bunun maddi koşulları sağlanmıyor. Duyarsız insanların hastalıklarını bildikleri halde yaymalarına göz yumuluyor. Peki sistem Suriye’yi ve Kürdistan’ı talan etmek için seferberlik ilan ederken, darbe karşısında teyakkuza geçerken bu mesele ile ilgili oralı olmaması hangi yasaya dayanıyor?
Netice itibari ile reformlar ve yasalar geçici iyileştirmelerdir. Şayet sahip çıkmazsak o haklarımız da elimizden alınacaktır. Çözüm reformda değil devrimdedir. Burjuva sistem ayakta kaldığı sürece oyunun kuralını koyan, oyunun zeminini belirleyen bu oyunu her zaman kazanacaktır. Sistemden kurtulmadan haklarımızı kalıcılaştıramayacağız. Sistemden kurtulmadan özgür, huzurlu, ekolojik, refah içinde bir yaşama ulaşamayacağız.

-H. K. Zachariadis

You may also like