Açıklamalar

Kaypakkaya Hâlâ Güncel ve Yıkıcıdır!

0

Kaypakkaya yoldaş, büyük bir tarihsel çıkışın temellerini atarken henüz yolun başında esir düştü. 90 günü bulan işkencedeki direniş tutumunun kodlarında, resmi ideolojiye ve sisteme hesap vermeyen proleter devrimci bir duruş vardır. Önder yoldaş cesaret ve yiğitliğin ötesinde tavizsiz bir proleter devrimci meşruluğa dayanmış ve hesap soran komünist önderlik tutumunu ortaya koymuştur. Bizlere burjuvazi ve sistemle her temasta cüretkar bir hesap sorma tutumu bırakmıştır. Kürdistan demek yerine bölge diyen kimi günümüz Maoistlerine bu tutumu hatırlatmak yerinde olacaktır. İşkencede dahi dünya görüşünü tavizsiz savunan yoldaşın, sistem karşısındaki bu tutumu, sistem içi siyasetle ve sistemin içinde bile komünist siyaset ortaya koymanın ayrımında bizlere örnek olmuştur. Yaşamdaki bütün çelişkilerde politik ve teorik görüşlerimiz bağlamında bizleri kitlelerle bütünleştirecek bir siyasal hat oluştururken de bu tavizsiz tutumu silikleştirmeden ilkelerimizi savunacağız.

Kaypakkaya yoldaşın, Mustafa Suphi TKP’sini kendisine dayanak olarak alması ama onu da aşan bir yönelimle açığa çıkardığı sıçrama ve tarihsel gerçeklik bağını yitirmeden ortaya koyduğu irade bizlere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. İçerisinde bulunduğumuz toplumsal gerçekliği değerlendirirken yoldaşın cüretini, bilincini ve devrimci mücadeledeki tutumunu bilimsel sosyalist yöntemin ışığında ele alıyoruz. “Ân”ı ve geleceği yakalayan politik sıçrama sorumluluğu, aradan 48 yıl geçtikten sonra omuzlarımızda olduğunun elbette bilincindeyiz.

Önder yoldaş, içerisinde bulunduğu tarihsel kesitte, Türkiye devrimci hareketi içerisinde Kemalizm ve ulusal soruna yönelik hatalı bakış açısının değişmesinde önemli rol oynadı. Kürdistan’ın özellikle de Kuzey Kürdistan’ın işgaline ama aynı zamanda Kürdistan’daki ulusal kurtuluş mücadelesine dair devrimci dostlarımızın yaklaşımlarını düzeltmelerini sağladı. Yoldaş, Kürdistanlı yurtsever ve devrimcilerin Türkiye devrimci hareketiyle arasında siyasal köprü kurdu. Günümüzde bile Kürdistanlı yurtseverlerin, Kürdistan’ın dört parçada verdiği mücadeleye problemli bir bakış açısıyla Kürt ulusunun meşru mücadelesinin arkasında dış güç arayan sosyal şoven tutumu mahkum etti. Yoldaşın ortaya koyduğu perspektifte hiçbir durum Kürdistan’daki işgali ve zulmü meşrulaştırmaz. Hiçbir “dış mihrak” Kürt ulusunun özgülük mücadelesinin meşruluğuna gölge düşürmez. Kürdistan’ın dört parçasında ortaya çıkan ve Kürdistani güçlerle enternasyonalist dayanışma imkanını yaratan TDH içerisinde Kaypakkaya yoldaşın tutumudur.

TDH içinde ilk kez Kemalizmle köklü bir hesaplaşma Kaypakkaya yoldaşın pratiğiyle gerçekleşti. O, sadece resmi ideoloji ile hesaplaşmadı. Aynı zamanda resmi ideolojiyi ve Kemalist sistemi baş düşman olarak ifşa etti. Okyanus ötesindeki egemenlere değil, bizzat Türk hakim sınıflarına ve sistemine saldırdı. Bu Marksist siyasal kavrayış açısından kendisinden önce sadece dönem dönem TKP’nin izlediği siyasette mevcuttu. Yoldaşın bu yaklaşımından sonra TDH içinde Türk hakim sınıflarına karşı yönelen siyasal tutumda yoldaşın bu yönelimi belirleyici durumda olmuştur. Günümüzde hakim sınıflar içerisinde iktidarı elinde bulunduran baskın kesimi baş düşman olarak, geri kalan kesimleri ise berisi sayıp tali düşmandan müttefik çıkarmaya çalışanların öğrenmesi gereken bir tutuma sahiptir. Tali düşmandan dost çıkarma durumu ya da sapması MLM siyasetin hiçbir evresinde yoktur. Bugün Selefi Sultan argümanları tutunamıyorsa, bu durum hala Kaypakkaya yoldaşı doğru kavrayanların ortaya koyduğu iradenin varlık göstermesindendir. Yakın tarihimizde sistemin yerini bir despota indirgeyen, geriye kalanı “beriki” gösterenler, en yakınındaki yoldaşları ile aralarına keskin sınırlar çizmekte mahirdirler. Bizler bu kesimlerin yaşadıkları sapmalardan öğrenmeli, yoldaşlık ve kazanma tutumunda ısrar etmeliyiz. Evet bizler, bizler açısından kendisini Marksist, komünist, devrimci diyenler bu anlamda ancak berikidir. Bizim beriki dediğimiz şey aslında her halk gücü ile ilişkimizde özünde yoldaşça bütünleşme, kazanma ve birleşme maksatlıdır. Ne yazık ki TDH ve KUH içinde dost güçleri hasım olarak anlamlandırıp, Türk burjuva siyasetinden müttefik edinme arayışına giren sapmalar oldukça etkilidir. Kaypakkaya yoldaşın ilk eylemi de THKO’lu dostları için olmuştur. 71 devrimci çıkışının bu kavrayışı tüm TDH ve KUH için öğretici olmalıdır. Bugün Rojova’da ortaya koyulan birleşik mücadele tutumu bu bağlamda değerlidir.

Önder yoldaş, Kuzey Kürdistan’ı esas dayanak noktası olarak belirlerken, Dersim bölgesine daha fazla önem vermiştir. Yoldaşın bu kavrayışı, çelişmelerin kesişimsel bağlamda yoğunlaştığı Dersim’de; ulusal, inançsal, sınıfsal baskının daha güçlü bir devrimci barut taşıdığını tespit etmesi oldukça önemlidir. Dersim’de kadınları mücadele içerisinde daha fazla dikkate alan tutumu da ulusal, inançsal, sınıfsal ve cins kimliği çelişmelerinin kesişimselliği bağlamında devrimci enerjiyi görmesinde ve ortaya koyabilmesindedir. Toplumsal yaşamda kategoriler arasındaki kesişimselliği anlamayanların Kaypakkaya yoldaşın tutumundan öğreneceği çok şey vardır.

İbrahim yoldaşın kurumsal inşa noktasında siyasal hattın önemini ortaya koyması da yine son derece önemli bir noktada duruyor. Ölümünden sonra Kaypakkaya yoldaşın ardılları kısmi ilerleme dışında teorik önderlik misyonunun fersah fersah gerisinde kalmıştır. Her toplantısı somut hedeflere yönelen ve iradeye dönüşen tutumu ile önder yoldaşın açığa çıkardığı bu bilinç ve pratik sisteme karşı mücadele edenlere ilham olmaya devam ediyor. Günümüzde basmakalıp yazılarla, gerçeklikten kopuk teorik belirlemelerden beslenen anlayıştan uzaktan yakından alakası olmayan bu duruş ve yöntem devrimci mücadelenin başarıya ulaşmasında yol gösterici bir niteliğe sahiptir. Önder yoldaşın, teorik yenilenme, siyasal yaratıcılık, politikayı ve teoriyi nesnel şartlardan çıkarma tutumu öğreticidir. Günümüzde kitaplardan politika arayan veya burjuva entellektüellerini kendilerine rehber edinenlere tavsiyemiz yaşama ve maddeye yüzlerini dönmeleridir.

Kaypakkaya yoldaş gördüğü her zulmü, her toplumsal tepkiyi nasıl devrim mücadelesi ile birleştirmeye kalktıysa bizlerde aynı cüretle bütün toplumsal meseleleri devrimin meselesi olarak görüyoruz. Kimlik meseleleri diye küçümsenen her bir mesele burjuva siyasetin cirit attığı ve yarattığı tahakkümün varlığını gösteriyor. Emperyalizm ve proleter devrimler çağında her şey iki sınıf arasında cereyan eden savaşımın yansımasından ibarettir: Proletarya ve burjuvazi. İşte bu gerçeklikten hareketle, burjuva siyasetin ve sistemin tesis edildiği her alanda onun karşısında komünist mücadeleyi ilmek ilmek örmek komünistlerin sorumluluğudur. Sınıf, ulus, cins ve bütün kimlik mücadelesinde açığa çıkan tüm çelişkilerde komünistlerin söyleyecek sözü elbette vardır. Ölümsüzlüğünün 48. yılında komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşı ve komünist öncünün saflarında ölümsüzleşen yoldaşlarımızı anıyoruz. Onların bize devrettiği proletaryanın bayrağını yere düşürmeden elden ele devrime taşıyacağız.

Yoldaşlar, İbrahim yoldaştan bugüne, Mayıs ayında nice şehitler verdik. Devrim şehitleri ayında, davanın harcı ruhu olan yoldaşlarımızın bizlere devrettiği devrim görevini sahiplenip, inşa kurultayı çalışmalarının öznesi olalım. Tüm Kaypakkayacı güçleri bulundukları alanlarda ve yakın oldukları kurumlarda, aktif mücadeleye çağırıyoruz.

Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür!
Deniz Gezmiş, Haki Karer ve 4’ler Ölümsüzdür!
Şehîd Namirin!
Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!
Devrim şehitleri ölümsüzdür!

Kurultay Örgütleme Komitesi

You may also like