KolektiftenYazılar

Karadeniz’in Tarihsel Sahipleri: Pontus Rumları

0

Medeniyetin ilk kurulduğu yerlerden olan Mezopotamya ve Anadolu, tarih boyunca birçok büyüklü küçüklü devleti, kabileyi, halkı barındırdı. Bu yazımızda da Pontus Rumlarını inceleyeceğiz.

Pontus Yunanca kökenli bir kelimedir ve ‘’deniz‘’ anlamına gelir ve aynı zamanda Yunan mitolojisinde Gaia’nın oğlunun adıdır. Pontus günümüzün Orta ve Doğu Karadeniz bölgesini içerisine almaktadır. Pontus Rumları ise Orta ve Doğu Karadeniz dışında Gürcistan ve Kuzey Doğu Anadolu’da da yaşamışlardır.

Tarihlerine bakacak olursak antik çağa kadar gitmemiz gerekiyor.  M.Ö 800’de kurulan ilk Yunan kolonilerine kadar dayanıyor bu ulusun kökeni.  Daha sonraları bölgedeki kolonilerin sayısı ciddi sayıda artıyor ve Kolonilerin kendi içinde yaptıkları ticaretle birlikte Pontus bölgesinde ki diğer kabileler ile yaptığı ticarette gelişiyor. Trapezus Bölgesinin ( Günümüz Trabzon Bölgesi ) önemi gittikçe artıyor.

Bu bölge M.Ö. 281 yılında soyu Grek kenti olan Kius’un Pers hükümdarı olan I. Ariobarzanes’e dayanan I. Mithridatis tarafından bir krallık olarak şekillendi ve bu krallık Pontus Krallığı’ydı. VI. Mithridatis Roma İmparatorluğu’na yenilene kadar Pontus Krallığı Bitinya, Kırım ve Propontis’e kadar genişlemişti ve bölgesinde ittifakı Ermenistan Krallığı ile birlikte büyük bir güçtü. Pontus Krallığının yıkılması ile birlikte, krallığın bir kısmı Kırım merkezli kukla bir devlet olarak yönetildi, bölgenin kalan kısımları Roma İmparatorluğunun bir parçası olmuştur.

Bizans İmparatorluğu Döneminde, imparatorluğun bir parçası olan Pontus bölgesi sonraları Trabzon İmparatorluğu ya da Tzaniti ( Lazistan ) Krallığı tarafından yönetilecektir. Bu devlete Komnenos İmparatorluğu da denilmiştir çünkü devletin kurucusu Komnenos hanedanlığıdır. Komnenos hanedanlığı daha önce Bizans İmparatorluğu’na darbe yapmış ve 100 yıl kadar Bizans’ı yönetmiştir ama IV. Haçlı seferi ile Konstantinopolis’in düşmesi ile anayurtları olan Pontus bölgesine dönmüşler ve I. Aleksios tarafından Trabzon İmparatorluğunu 1204 yılında kurmuşlardır. Ek bir bilgi olarak bu devlet genel olarak Trabzon Rum İmparatorluğu olarak bilinir ama tarihte böyle bir kayıt yoktur. Kommenos döneminde Pontus coğrafyası manevi ve kültürel olarak güçlü bir çağ yaşıyordu, İran’la geliştirilen iyi ilişkiler sonucu astronomideki gelişmeleri Trabzon’a getirmişlerdir ve burada bir astronomi okulu kurmuşlardır. Daha önceki Pontus devletlerinin aksine kendi tarih kayıtlarını tutmaya başlamışlardır. Trabzon ticari anlamda önemli bir noktadaydı ta ki iç savaşlar devleti zayıflatana ve büyük bir veba salgını yayılana kadar. Bütün bu olayların sonucu devlet zayıflamıştı ardından önce bölge Timur tehdidi ile karşı karşıya kalmış sonra da Osmanlı ile sınır olmuşlardır. Daha öncesinde de Türkmenler ile defalarca çatışmalar olmuş ve Türkmenleri hep geri püskürtülmüşlerdir ama Türkmenler Giresun’a girmiştir. 1440 da Trabzon Osmanlı tarafından kuşatılmış ama alınamamıştır. 1461 yılında ise Osmanlı II. Mehmet komutasında 140.000 kadar askerle Trabzon’u kuşatmış ve 1 aylık direnişin sonunda şehir düşmüştür akabinde Trabzon İmparatorluğu yıkılmıştır.

6. Yüzyıldan beri Hristiyan olan Pontuslular Osmanlı hakimiyeti altında ya İslamlaştırıldı ya da evlerini bırakıp gitmek zorunda kaldı. Bir kısmı Kuran’ı kabul etmiş gibi gözüküp kültürünü ve inancını devam ettirdi. Rumların söylemine göre Osmanlı döneminde üstlerinde hep bir korku varmış ve Rusya’ya ve Gürcistan’a korkup giden çok fazla Rum olmuş, bunun yanında 17. Yüzyılda Pontus Rumları yurtlarına geri dönmeye başlamışlar ve bölgede bulunan maden ocaklarını işletmeye başlamışlar.

Tek millet ve tek din şiarı ile İttihat ve Terakki Yönetimi 1911 yılında önce Rumlara karşı bir tehcir çıkarır, buradaki amaç kesin olarak sermayenin Türkleştirilmesi ve Müslümanlaştırılmasıdır. Bu olayları 1915 Ermeni tehciri ve soykırımı takip eder, 1.500.000 ermeni ve 250.000 Asuri/Süryani katledilir tüm bu süreçlerde. 1916 yılından itibaren ise iki yıl sürecek “Rumların Tehciri” ile bu süreç devam eder. 1919 yılına kadar Karadeniz / Pontus’ta hayatını kaybeden Rum sayısı 150 binin üzerindedir. Ancak asıl soykırımı uygulamaları 1919 yılından sonra gündeme gelir. 1917 – 1922 yılları arasında Trabzon Metropoliti Hrisanthus tarafından yönetilen Pontus Cumhuriyeti kuruldu. Paris Barış Konferansı’nda alınan kararlar sonucu Hrisanthus, bağımsız bir Pontus Cumhuriyeti’nin kurulmasını istediğini söylemiştir ama Yunanistan dâhil hiçbir devlet delegesi bunu kabul etmemiştir ve Pontus halkı kendi kaderini tayin edememiştir. Mustafa Kemal’in İstanbul Hükumeti ve İngiliz onayı ile 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelmesinin ardından yaptığı ilk iş ise Topal Osman gibi çeteciler ile irtibata geçip Pontus Rumlarını tamamen ortadan kaldırmak için görüşmek olacaktır. 19 Mayıs’tan sonra 1921 Ekim’ine kadar 300.000 e yakın Pontus Rum’u canice yöntemler ile katledilmiştir. 1923’te Türk – Yunan nüfus mübadelesi ile 250.000’e yakın Pontus Rumu Yunanistan’a zorunlu göç ettirilmişti. Oysa bu göç ettirilen insanların toprakları Yunanistan değildi bu insanlar 3000 yıldır Pontus bölgesinde yaşıyorlardı, toprakları, evleri, anıları, kültürleri ve yaşamları ellerinden alınmıştı. Neal Ascherson’ın ‘’Karadeniz’’ kitabında dediği gibi ‘’Onların lehçeleri 20. Yüzyıl Atinalılarınca anlaşılabilir değildi.‘’

Pontus Rumcası Helenistik ve Roma dönemlerinde MÖ 4. Yüzyılda ve MS 4. Yüzyıl arasında konuşulan Koini Yunancası’ndan türemiştir. Pontus Rumcası Yunanistan’da konuşulan dilden çok ayrı bir biçimde gelişmiştir ve çevresinde bulunan dillerden etkilenmiştir. 1923 sonrası Pontus’ta kalan Rumlar Türk kültürünü hakim kıldırmak istenildiği için asimile edilir. Ancak hala dilini ve kültürünü yaşatmakta olan az sayıda Müslüman Rum bulunmaktadır.

Pontus müziğinin kökeni 9. yy da Bizans İmparatorluğu’nda ortaya çıkan epik ya da destansı şiirlere dayanan Akritik müziğe dayanmaktadır. Akritik müzik, Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan Akriteslerin maceralarını konu alan müzik türüdür. Pontus müzik enstrümanları arasındaki en popüleri; kit kema ve Rebek gibi Ortaçağ Avrupası’ndaki diğer yaylı müzik enstrümanları ile ilişkilendirilen kemençedir. Ayrıca dankiyo, tulum, aulos ve kaval da kullanılan enstrümanlara örnek verilebilir. Türklerin Karadeniz Bölgesi’ndeki müzik ve dansları Pontus Rumlarınınkine çok benzer ve Türklerin yaygın müzikleri melodi bakımından Rumlarınki ile aynıdır. Bazı ağıtlar ve baladlar dışında bu müzik daha çok halk oyunlarında kullanılır. Horon, Yunan ve Fars dans stillerinin özelliklerini korur. Bu dansın adı, köken olarak Yunancada ”dans“ anlamına gelen ”Horoi” kelimesinden gelmektedir. Bu oyun dairesel olarak ve kısa adım atarak oynanır. Pontus halk oyunlarından benzersiz olanı ise hızlıca dönerek oynanan tremulodur. Diğer Yunan oyunları gibi bu oyunlar da bir daire içinde çizgisel bir hareket içinde oynanır. Ayrıca Pontus dansları diğer Ortadoğu oyunları ile tek bir kişi tarafından yönetilmemesi bakımından benzerlik taşır.

Günümüzde bile Türkiye’de 2018’den yana 345.000 Pontus Rumu’nun yaşadığı tahmin edilir. Bu sayıyı veren kaynaklar bunlardan Hristiyan olanları, etnik gerilimden dolayı kimliklerini ve dinlerini ifşa etmekten çekindiklerini belirtir. Ve bu 345.000 Pontus Rumu’nun büyük bir kısmı Türkleştirilerek asimile edilmiştir.

Bir kez daha görüyoruz ki bu ülkede faşizm daha adı Türkiye Cumhuriyeti bile olmadan önce vardı ve Pontus Rumları gibi bir çok ulusu katledip bu ulusların sermayelerini eline geçirdi. Tek millet, tek devlet, tek bayrak söylemini tarihin kanlı sayfalarında görmek mümkündür.

-Ozan Düş

You may also like