KolektiftenYazılar

Her Şey Güzel Olacaktan Kayyum Sessizliğine Kürdistan’da Değişen Bir Şey Yok

0

Dünya’da ve coğrafyada pandemi salgınının yarattığı durumun ağırlığı yaşanırken egemen sınıflar yaşamın her alanına dönük siyasal saldırılarını sürdürmeye devam ediyorlar. Pandemi salgını, Türk egemen sınıfının Kürdistan’da yürüttüğü milli baskı ve düşmanlık siyasetine engel olmadı ve sabah saatlerinde Kürdistan’da halkın iradesiyle seçilen belediyelere kayyum atandı.

Kürdistan’da Türk egemen sınıflarının mücadelesine karşı geçmişte daha güçlü olan toplumsal karşı koyuş ve isyan pratiği 2015 yılındaki serhildan sürecinin yenilgisi, 15 Temmuz Darbesi süreci sonrası sokaklara dökülen kitlenin muhalif kesimlerde yarattığı manevi çöküş, Kürt siyasetçilerin tutuklanması ve belediyelere atanan kayyumlarla birlikte zayıflamış durumdadır. Öbür yandan Türkiye’de, Türk işçi ve emekçisinin Kürtlere uygulanan milli baskı siyasetinde kendi egemen sınıfıyla kurduğu ilişki, Türkiye’deki devrimci-demokrat örgütlerin ve muhalif toplumsal kesimlerin yaşanan siyasal süreçlere sessizce adeta onay verir tutumu, egemen sınıfların uyguladığı siyasal saldırıları kolaylaştırmaktadır.

Türkiye’de egemen sınıf ve kliklerin sistemin olanaklarını elinde tutma mücadelesi, sistemin ve devletin bekası söz konusu olduğunda bir süreliğine bir kenara bırakılmakta ve “aynı gemide” yol alınmaktadır. Özellikle Kürtlere karşı yürütülen politikalar bütün sistem partilerini birleşmektedir. Egemen sınıf ve kliklerinin bu birlikte hareket etme hali bizler açısından şaşırtıcı değildir. Suriye’de ve Batı Kürdistan’da egemen sınıfın yürüttüğü işgal sürecinde Trump’ın Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla tehdit etmesi, Türkiyeli sosyalistlerde “antiemperyalist” bir milli hassasiyet söylevi geliştirmişti. İdlib’te Suriyeli askeri güçlerin Türk askerlerini öldürdüğü eylem sonrası Türkiye’deki devrimci-demokrat kesimlerde açığa çıkan “milli hassasiyet” duyguları ve sistemi değil AKP’yi siyasal hedeflerine koyma eğilimleri belli hal ve durumlarda sistemle “aynı gemide” olma durumunun ifadesi oldu. Sistemi AKP karşıtlığından ibaret gören anlayışların İmamoğlu’yla birlikte “Her Şey Çok Güzel Olacak” sloganında birleşmeleri durumu da  sistemin bir kliğiyle “aynı gemide” olma halinin tezahürüydü. Özellikle İmamoğlu’nun ve CHP’nin gasp edilen iradesine dair halkın gelişen duyarlılığını Kürt siyasetine yönelen kayyumlarda  göremiyoruz.

Bütünlüklü bir sistem karşıtı mücadelenin şovenizm-milliyetçilik, cinsiyetçilik ve heteronormatif anlayışla hesaplaşması gerekir. Egemen olan yana dayanma yani ayrıcalıktan vazgeçememe, sisteme karşı mücadele yürüten toplumsal kategorileri birbirlerine karşı düşmanlaştırıp, farkındalığın zayıflaması durumunu doğurmaktadır. Bu durum ve olguları görmezden gelerek yürütülecek mücadele sistemin bütününe dönük değil sadece bir boyutuna dönük olduğundan farklı toplumsal kategorileri sisteme karşı birleştirme başarası yakalama olasılığı oldukça zayıflamaktadır.

Kürdistan’da Türk egemen sınıfının yürütmüş olduğu savaş, işgal, ilhak ve kayyum siyasetine karşı savaş karşıtı politikalar geliştirmek sürecin en önemli yanlarından birisini oluşturmaktadır. Özellikle batıda Türk-işçi ve emekçilerinin kendi egemen sınıflarının işgal ve ilhak siyasetine karşı bilinçlenmesi ve savaşa karşı barış mücadelesi noktasında tavır geliştirmeleri Türk egemenlerinin savaş politikalarını boşa çıkaracak en önemli dinamik olabilir. Ezen ulus devrimcilerinin ulusal sorunda en temel enternasyonal görevi budur. Kürdistan’da milli baskıya karşı mücadele eden devrimci-demokrat kesimlerin ve Kürtlerin son süreçlerde siyasal saldırılara karşı aktif mücadele metotları geliştirmeleri de son derece önemlidir. Kürt ulusunun sağlığı, güvenliği ve geleceği 4 parçada soykırımcı, katliamcı güçlerin iradesine teslim edilmemelidir.

Yerel Yönetimler Kayyumun Değil Halkın İradesindedir!

Söz Yetki Karar Halka!

HDP ve Kürt Halkı Yalnız Değildir!

-Sosyalist Öğrenci Hareketi

You may also like