AçıklamalarKolektiftenYazılar

Geçmiş Süreçte Açığa Çıkan Çelişmelere Dair

0

Yoldaşlar, geçmiş faaliyet sürecinde açığa çıkan problemlerin çözülememesi kolektifimizin kendi siyasal iradesini oluşturmasına sebebiyet verdi. Bu süreç içerisinde haklı ya da haksız olma durumundan bağımsız tarafların karşılıklı iddialarının olması şaşırtıcı bir durum değildir. Olguların ortaya konulması ve halk güçleri arasında açığa çıkan çelişki halinin aşılması elzemdir. Kolektifimiz bugüne kadar halk güçleri arasındaki açığa çıkan çelişkileri olgusal boyutta değerlendirmiştir. Örgütsel yabancılaşmanın derinleştiği bir gerçeklik durumunda dahi sorunlara yaklaşım tarzımız bahsi geçen kurumun kendi gerçekliğiyle yüzleşmesini sağlamaktır. Bu noktada sürecin agresif dil ve üslupla sürdürülmesi halk güçleri arasındaki çelişkilerin çözümüne hizmet etmez. Bu doğru tutumdur ancak açığa çıkan olguları görmezden gelerek kendi gerçekliğini sorgulamama tutumu da devrimci bir tarz değildir.

Kurultay Örgütleme Komitesi (KÖK) 1. toplantısında örgütsel gündemimiz üzerine önemli çelişmelere yoğunlaştı. Bu çelişmeler arasında halk güçleri içindeki hatalı eğilim ve pratiklerin kurumsal gündemimize etkisi de değerlendirildi. Özellikle geçmiş faaliyet sürecinde yaşanan sorunların adaletli bir biçimde çözülmeme gerçekliği yoldaşlarımızın bu konuda haklı öfke ve tepkilerine neden oldu. Yoldaşlarımızın öfkesi haklıdır, fakat gündemimizi geçmişte yaşanan sorunlara etrafında biçimlendirmek faaliyet sürecimize zarar verebilir. Geçmiş süreçte yaşanan olumsuzlukların ve olayların suç ortaklığı sistemince akılsallaştırılması ve aklanması durumu sürecin örgütsel bir ayrılıkla sonuçlanmasına neden oldu. Yani biz suç ortaklığı sistemine gerekli tavrı kurumsal bir iradeleşme sürecine girişimiz ve örgütsel olarak yollarımızın ayrıldığı “ân”dan itibaren yıkıcı-bölücü anlayışın belirleyiciliğini ortaya koyarak ifade etmiş olduk. Bu bölünme sürecinin kendisinde olgusal düzeyde tartıştığımız meseleler, tam da bu tek tek yaşanmış kurum içi suç pratiklerinin toplamından ibaret olmuştur. Bu tartışma süreci çözümsüzlük anlamında doyuma ulaştığı için bize dayatılan çözümsüzlük içerisinden çözüm üretmek durumunda kaldık. Açığı çıkan bütün bu durumlara karşı tavrımız siyasal irade inşamızda somutlandı.

Bütün bunlara rağmen haksızlığa uğrayan yoldaşların öfkesini anlıyoruz. Biz bu süreçte şiddete, tahakküme ve haksızlıklara maruz bırakılan yoldaşlarımıza yapılabilecek her şeyi yaptığımızı ve açığa çıkan olgularla hesaplaştığımızı tekrar hatırlatıyoruz. Biz bu problemli yaklaşımları mahkûm ettik ve bu süreci kendi bağlamımızda çözdük. Yoldaşlarımıza çağrımız bu süreci geçmişte bırakıp önümüzdeki faaliyet sürecine odaklanmalarıdır. Halihazırda geçmiş dönem meseleleri gelecek inşa sürecimizin konusu olamaz. O tecrübelerin saflarımızda yaşanmaması için yeni süreci inşa ederken gerekli politik temeli atmaya yoğunlaşmamız esas olandır. Faaliyetimizi anlamlandıracak şey kurumsal görevlerimize adapte olmak ve yeni sürecin gündemlerine yoğunlaşmaktır. Kişisel olan politiktir. Politikada öfke durumu örgütsel önderliğin motivasyon kaynağı olarak görülemez. Toplumsal öfkenin örgütlenmesi mücadeleyi besleyebilir. Hâliyle, örgütsel önderlik öfkeyle hareket edemez. Yani politik öncünün örgütsel inşa aşamasında yoldaşlarımız önderleşmek istiyorlarsa, öfkeyle hareket etmemeyi bilince çıkarmalıdırlar. Haklılık politik çalışmalarda tek başına yeterli değildir.

Öte taraftan haklı olarak açığa çıkan fakat sürecimizle bütünleşmeyen öfkeyi hiç kimse kolektifimize karşı argümana çeviremez. İfşada bulunan bireylerin uzun yıllardır yoldaşlık ve kurum içi hukuk temelinde ortaya koydukları çabayı görmezden ve duymazdan gelerek meşrulaştıranlar açığa çıkan durumun esas sorumlularıdır. Bu noktada kurum içinde şiddet kültürü ile hesaplaşma yaşanmaması elzemdir. Failleri sahiplenenlerin, maruz bırakılanlara öfke duymaları suça ortak olma hâllerinin tezahürüdür. Bütün bir süreç boyunca haksızlıklara maruz bırakılan yoldaşlarına dayanışma göstermeyen ve bunun aksine şiddet faillerinin pratiklerini akılsallaştırarak kurum içerisinde suç ortaklığı sistemini meşrulaştıranlar geliştirdikleri öfkeyle gerçekleri gizleyemezler.

Yoldaşlarımızdan beklentimiz yaşadıkları ve tanık oldukları bu haksızlıklara karşı ortaya koyduğumuz iradeyle bütünleşmeleri ve yeni sürecimizin görevlerine sarılmalarıdır. Geçmişe dair meseleleri bu vakitten sonra tartışacağımız tek zemin devrimci kurumların hakemliğinde işletilecek süreçlerdir. Bunun dışında ikili tartışmalar ve yapılacak çıkışlar istemlerinden bağımsız olarak kurumsal çalışmalarımıza zarar verir. Tüm yoldaşlarımızdan beklentimiz kolektif olarak almış olduğumuz karara uygun olarak hareket etmeleridir. Aksi durumda suyu bulandırmak isteyen kişilerle girilecek tartışmalar yarattığımız değerlere, devrimci kültüre ve yönelimimize zarar verecektir.

Kurultay Örgütleme Komitesi

You may also like