BAŞKALDIR!Yazılar

Faşizme, Tekçiliğe, Milliyetçiliğe ve Şovenizme BAŞKALDIR!

0

Kapitalist/emperyalist sistem, çoklu sömürü ve tahakküm ilişkilerine dayalı bütünlüklü bir yapıdır. Sistemin artı-değer sömürüsüne dayalı yapısı; patriyarkayla, ikili cinsiyet rejimiyle, egemen ulus kimliğiyle, ırkçılıkla ve insan merkezcilikle iç içe geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya kapitalist /emperyalist sisteminin bir parçasıdır. Evrensel sistemin egemenlik kalıpları, Türkiye’deki egemen sistemin özgül karakterine uygun olarak biçimlenmiştir.

Türkiye’deki egemen sistemin üzerinde yükseldiği egemenlik yapılarından birisi Türk kimliğidir. Türkiye’deki egemen sisteminin Türk karakteri, ezilen ulus milliyetlerin reddine sebebiyet vermiştir. Bin yıllık sistem ve devlet geleneğinin devamı niteliğindeki Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu dönemde dünya sisteminin kapitalist karakterine göre biçimlenmiştir. Türk kimliğine dayalı egemenlik karakteri ise çağın ulusçuluk anlayışına uygun dizayn edilmiştir. Ermeniler, Pontuslar, Pomaklar ve Kürtler yeni kurulacak sistemin Türklük mantığı nedeniyle pogrom, soykırım ve katliamlar ile yok edilmek istenmiştir. Coğrafyada yaşayan birçok ulus ve milliyetin kimliği, dili ve kültürü; sistemin tekçi yapısına uygun olarak geliştirilen zorla kültürleme politikalarıyla eritilmesi hedeflenmiştir.

Eğitim kurumları, yeni kurulan sistemin ve devletin tekçi mantığına göre dizayn edilmiştir. Ezilen ulus ve milliyetlere mensup öğrenciler, ulusal ve kültürel özellikleri yok sayılarak eğitim kurumlarında kabul görmemektedirler. Eğitim kurumlarına birer Türk olarak kabul edilen çeşitli ulus ve milliyetlere mensup öğrenciler, Türk egemenlik sisteminin eğitim kurumlarındaki tekçi siyasetine maruz bırakılarak kendi kimliklerinden, dillerinden ve kültürlerinden koparılmaktadırlar. Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi gibi ırkçı ve çarpıtılmış tezlerle, toplum ve birey mühendisliğinin eğitim kurumlarındaki alt yapısı oluşturulmuştur. “Tek dil, tek din, tek ulus ve tek devlet” anlayışı, Türkiye’deki sistemin tekçi yapısının tezahürünün sadece bir boyutudur. Bu yanıyla sistem, kendisini her bir toplumsal kategoride, ayrıcalıklı toplumsal kesimlerin egemen ve tekçi mantığı üzerinden üretmektedir. Tekçiliğe ve inkârcılığa dayalı siyasal sistem, eğitim kurumlarında anadilde eğitim hakkını gasp etmektedir. Şovenizm ve milliyetçilik, eğitim kurumlarının yapılarına sirayet etmiştir. Eğitim kurumlarının dizaynı bu esaslara dayalı olduğundan eğitim müfredatı ırkçı teorilerle, milliyetçi ve şoven yaklaşımlarla doludur.

Eğitimin kurgulanış biçimi, eğitim kurumlarında ezilen ulus ve milliyetlere mensup öğrencilerin ötekileştirilmesi ve saldırılara maruz bırakılmasına sebebiyet vermektedir. Eğitim kurumlarında ezen ulusa mensup öğrencilere, ezilen ulus ve milliyetleri ötekileştirme ve nefret siyaseti öğretilmektedir. Ezen ulusa mensup emekçi öğrencileri şovenizm ve milliyetçilikle zehirleyen Türk egemenleri, sınıf mücadelesini ve enternasyonal dayanışmayı bölerek zayıflatmaktadırlar. Eğitim kurumlarında sistemin bütün sömürü ve tahakküm ilişkilerinin üretimi gerçekleştirilmektedir. Eğitim sürecine dahil olan bireylerin oluşturduğu öğrenci kimliği, dönemsel ve geçici bir kimlik halidir. Öğrenci kimliğinin başlı başına bir var oluş biçimi vardır. Bu yanıyla eğitim kurumlarında öğrenci olan her bir birey, öğrenci olduğu için sistemin eğitim politikalarından etkilenmektedir. Ancak bireyler farklı sınıf ve kimlik özellikleriyle eğitim kurumlarına dahil olmaktadırlar. Toplumsal sistemin çoklu sömürü ve tahakküm ilişkilerinin bütünü, eğitim kurumlarında gerçekleşir. Öğrenci kimliği homojen değil heterojendir. Bu yanıyla sistemin eğitim kurumlarında uyguladığı politikalar çoklu ve iç içe geçen bir niteliğe sahiptir. Bu noktada Ezilen ulus ve milliyetlere mensup bir öğrenci; sınıf, ulus, cins ve cinsel yönelim, kimliksel var oluş, sömürü ve tahakküm ilişkileriyle çeşitli boyutlarda ve hallerde karşılaşır. Eğitim kurumlarında yok sayılan, ayrımcılığa maruz bırakılan ve ötekileştirilen ulus ve milliyetlere mensup öğrencilerin; şovenizme, milliyetçiliğe ve en genel anlamda tekçiliğe karşı mücadelesi uzun bir tarihsel süreçten bu yana devam etmektedir. Çeşitli ulus ve milliyetlerden öğrencilerin; sömürgeciliğe, ırkçılığa, milliyetçiliğe, şovenizme ve faşizme karşı mücadelesinin en genel anlamda sistemin bütün var oluş biçimine karşı gelişmesi sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz bir yaşam mücadelesine bağlıdır. Bu olması gereken siyasal mücadele hattıdır. Ancak toplumsal çelişkilere ve politikaya egemenlerin kalıpları ve düşün yapılarıyla yaklaşan siyasal bir anlayışı doğru bulmuyoruz. Türk egemenlik sisteminin bakış açısıyla ulusal çelikleri göz ardı eden bir bakış açısı devrimci bir yaklaşım değildir. Aksine ezen ulus milliyetçiliğine ve şovenizmine tekabül eden bir yaklaşım ve anlayışın tezahürüdür. Egemen bakış açısı, devrimci ve komünistlerin düşün dünyasına ve yaşamına o denli sirayet etmiştir ki partiler, örgütler, siyasal programlar, stratejiler ve taktikler; ezen ulusun bakış açısına uygun olarak tasarlanır. Egemen ulusun diliyle siyaset yapmak komünist olmanın bir gereği olarak gösterilir. Ulusların kendi kaderini tayin hakkı laftan öteye geçmez ve her halükarda birlikte yaşama üzerine şoven yaklaşımlar üretilir. Ezilen uluslar üzerinden örgütlenme yapmak, siyasal çalışmaları ezilen ulusların dilinde gerçekleştirmek “milliyetçilik” olarak damgalanır. Proletarya enternasyonalizmin doğru içeriği karartılarak enternasyonalizm kavramı ve anlayışı, şovenizmin yüzünü gizleyen bir maskeye büründürülür.

Devrimci praksis anlayış; yaşama ezilen toplumsal kategorilerin gözünden bakarak mücadele hattını ve stratejisini oluşturur. Ezilen ulusların ve toplumsal kategorilerin gözüyle mücadeleye bakmak, komünist olmanın gereğidir. Bu yanıyla ezilen ulus ve milliyetlerin dilinde politika ve siyasal çalışmalar üretmek, örgütlenmeler oluşturmak ve ezilen ulus ve milliyetlerin sorununu yarına havale etmemek komünist anlayışımızın bir gereğidir. Ezilen ulusa mensup Türkiyeli öğrencilerin Türk egemenlik sisteminin milliyetçiliğiyle ve şovenizmiyle mücadele etmesi ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunması, ilhak, inkar, imha, zorla kültürleme ve yayılmacılığa karşı tavır geliştirmeleri son derece değerlidir. Türkiyeli öğrenci yoldaşların enternasyonal temelde sorumluluk bilinciyle hareket etmesi Türk egemenlik sisteminin siyasetini boşa çıkarma ve ezilen ulus ve milliyetlere mensup öğrenci yoldaşlarıyla kuracakları güven noktasında da son derece önemlidir. Toplumsal yaşamın bütün alanlarında Türk egemenlik sistemine karşı mücadele aynı zamanda eğitim kurumlarında ırkçılığa, milliyetçiliğe, şovenizme, inkar siyasetine ve tekçiliğe karşı mücadele anlamına gelir. Anadilde eğitim hakkı mücadelesi toplumsal yaşamda olduğu kadar, eğitim kurumlarındaki tekçiliğin zayıflatılmasını sağlayabilir. Bu yanıyla eğitim kurumlarında öğrencilerin milliyetçiliğe ve şovenizme karşı Türk egemenlik sistemine karşı mücadelesi, toplumsal yaşamın her alanındaki mücadeleyle bütünleşmesi elzemdir. Öğrencilerin mücadelenin bütünüyle kurdukları ilişki dünden bugüne toplumsal kurtuluş mücadelesi ile birleşebilme yeteneğini kurabilmiş ve sürdürebilmiştir. Komünist öğrenciler; komünal yaşam mücadelesinde kendilerine düşen misyonun bilincinde olarak ve Türk egemenlik sistemine karşı mücadelesini büyüterek sınıfsız, sınırsız ve sömürüsüz yaşam için mücadele bayrağını yükseltmektedirler. Ezilen ulus ve milliyetlere mensup bütün öğrencileri; Türk egemenlik sistemine, eğitim sistemine, sömürgeciliğe, tekçiliğe ve sistemin kendisini bütün var ediş biçimlerine karşı örgütlenmeye ve başkaldırıya çağırıyoruz! Toplumsal yaşamın her alanını, evleri, fabrikaları, okulları ve sokakları sömürgecilere dar edelim! Milliyetçiliğe, şovenizme ve faşizme karşı enternasyonalizm bayrağını yükseltelim!

Türk Egemenlik sistemine BAŞKALDIR!

Faşizme, tekçiliğe, milliyetçiliğe ve şovenizme BAŞKALDIR!

Komünal bir yaşam için BAŞKALDIR!

Sosyalist Öğrenci Hareketi

You may also like