BAŞKALDIR!Yazılar

Eğitimde Cinsiyetçiliğe BAŞKALDIR!

0

Dünyanın her yerinde eğitim sisteminin amacı; mümkün olduğunca fazla sayıda bireyi, tehdit oluşturmayacak bir düzeyde tutmak, standartlaşmış bir vatandaşlık öğretisini yaymak, başkaldırı ve özgünlüğü öldürmektir. Tıpkı hayatın her alanında olduğu gibi eğitim de politiktir ve dönemin siyasi iktidarıyla içkindir. Her dönem, iktidarın siyasi kimliğine göre şekillenen eğitim sisteminde değişmeyen tek şey, patriyarkanın devamlılığının sağlanmasıdır. Diktatörlerin güç kullanıp zorlayarak yapmaya çalıştıklarını, eğitim yoluyla başarmak, iktidarın bir stratejisidir. Kaldı ki günümüzde patriyarkal kapitalist devlet; kendini teşhir etme yolunda, güç ve zorlama ile amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Öyle ki üniversitelerdeki atanmış homofobik rektörlerin, LGBTİ+ kulüpleri kapatma çabası söz konusu durumun tezahürüdür. Patriyarkal kapitalizmi kanıksamış eğitim kurumları, kendilerine yabancılaşmış bireyler yetiştirirler. Böylelikle tıpkı iktidarın arzu ettiği gibi, eğitim sisteminin defolu ürünleri olarak; sisteme karşı başkaldırma gücünü kendi içlerine dönerek bulamazlar. Buna bağlı olarak tamamıyla patriyarkal kapitalist devletin iradesine ters düşecek her türlü dış etken bertaraf edilir. Bu eğitim sisteminin defolu ürünleri, heteronormatif toplumun devamını oluştururlar. Böylece patriyarkal eğitim sistemi; homofobik ve cinsiyetçi bireyleri sürekli bir halde topluma katmaya devam eder. Böylece “özgür ve özgün” olması gereken eğitim; prangalarıyla iş gören ve toplumsal cinsiyet rollerini besleyen işleviyle erkek egemen devletin ekmeğine yağ sürmeye devam eder.

Birey toplumsal cinsiyet rollerini, kadın-erkek kalıplarını, cinsiyetçiliği ve homofobiyi; yabancılaşmış bir başka kavram olan “aile” de öğrenir. Bu öğretiler eğitim kurumları tarafından pekiştirilerek devam eder. Bu süreç anaokulu ile başlar ve eğitim öğretim hayatının her aşamasında tüm hızıyla devam eder. Anaokulunda öğrenime başlayan çocuklara geleneksel roller dayatılır ve patriyarkanın temelleri atılır. Çocuklara sunulan oyuncaklar, okunan masalar, öğretilen oyunlar; patriyarkanın inşası adına önemli araçlara dönüşür. Bu sayede toplumsal cinsiyet rolleri pekiştirilerek, çocuklara öğretilir. Aynı şekilde toplumsal kuralların öğretilmesi adı altında, sistemin tüm gerici yanları yavaş yavaş işlenir. Bu sayede çocuklar, sorgulamanın adeta bir mayınlı tarla olduğu görüşüne kapılırlar. Dolayısıyla kendilerine dayatılan tüm öğretileri kabullenip içselleştirmeye başlarlar. Erken çocukluk döneminde öğrendikleri toplumsal cinsiyet rolleri ile ilkokula başlayan çocuklar, burada da benzer bir tablo ile karşılaşırlar. Devreye bu kez ders kitapları girer. Bu kitaplarda kurallara, yasaklara, cinsiyetçiliğe, homofobiye, transfobiye ve ırkçılığa bolca yer verilir. Gerek açık açık gerekse de örtük mesajlarla. Araçlar değişse de temelde yatan öğreti aynıdır: Patriyarkanın içselleştirilmesi. Ardından lise çağına gelen çocuklar, içinde bulundaki gelişim dönemi gereğince arayış içine girerler. Bu çağda kendilerini tanımaya, istek ve arzularını, yönelimlerini öğrenmeye çalışan çocuklar; cinsiyetçiliğin ve homofobinin kıskaçları arasında suçluluk duyguları ile harmanlanarak çarklardan biri haline gelirler. Dolayısıyla bu süreç sonunda okul, cinsiyetlendirilmiş özneler üretir. Burada eğitim kurumları; piyasacı-rekabetçi ders kitapları, kılık kıyafet ve disiplin yönetmelikleri, meslek yönlendirmeleri, ideal birey tiplemesiyle her türlü eşitsizliğin oluşturulduğu fabrikalar olarak karşımıza çıkar.

Ardından gelen üniversite ve akademide de cinsiyetçilikle karşı karşıya kalırız. Yıllarca öğretilen toplumsal cinsiyet rolleriyle beraber, kendilerini üst akıl sayan erkek egemen zihniyet; kadınları ve LGBTİ+’ları ötekileştirerek, konumlarının sarsılmaz gücüne sırtlarını dayarlar. Kadınlar ve LGBTİ+lar gerek kampüslerde erkek şiddetine, mansplaininge, ayrımcılığa ve homofobiye; gerekse de erkek akademisyenler tarafından cinsel şiddete maruz bırakılırlar.

Akademinin her basamağında; kendini “erkek” olarak nitelendirmeyen birçok kişinin karşısında patriyarkal devlet, adeta bir erkek silüetinde durur. Öyle ki bir kadının akademik kariyer yapma talebi bile cinsel şiddet ile sonuçlanabilir. Patriyarkal kapitalist devletin erkekler için sağlamış olduğu imtiyazlar ve konumlar; erkek egemen zihniyeti güçlendirerek, uyguladıkları her türden şiddeti kendilerine hak görmelerini sağlar. Dolayısıyla öğrencisini taciz eden bir “akademisyen”, sahip olduğu imtiyazlara ve konuma güvenir. Patriyarkal kapitalist devleti de arkasına alarak, olayı hemencecik kapatabileceğini sanır. Devlet görevini icra ederek cinsel şiddet failinin arkasında durur. Ancak feminist mücadele ile işler beklendiği gibi gitmeyebilir!

Patriyarkanın akademi üzerindeki bir başka yansıması ise son günlerde ortaya atılan kadın üniversiteleridir. Patriyarkal devlet, arzu ettiği kadın şeklinin inşası için üniversiteleri bu şekilde kullanarak topluma mal etmeye çalışır. Her türlü şiddetin sorumlusu olan patriyarkal devlet, adeta alay eder gibi, “kadın üniversitelerini”; şiddetin ortadan kalması için bir yol olarak sunar. Ancak bunu yaparken nedense(!) failleri koruyan, kollayan ve aklayan rolüne değinmez! Oysa kadın üniversiteleri, kadın ve erkeğin birbirilerine ve kendilerine yabancılaştıkları bu eğitim sistemi için bir başka pekiştireçtir. Kadınlara; kibar, zarif, naif, kırılgan ve kabul edici sıfatlarını yüklemeyi amaçlayan, “ideal kadın” portresi çizen, kadınları toplumdan ve insanlardan soyutlamayan bu düşünce yapısı, elbette ki karşısında kadınları bulacaktır!

Patriyarkal eğitim sisteminin cinsiyetçilikten, homofobiden, transfobiden, bifobiden, afobiden arınması, tek başına mümkün değildir. Bir değişimden çok, yıkılıp yeniden inşa edilmelidir. Özgür, özgün, demokratik ve erişilebilir bir eğitim; ancak komünal bir yaşam ile mümkündür! Cinsiyetçilik, homofobi, transfobi, bifobi, afobinin ortadan kaldırılması, komünal bir yaşam için direniş ve mücadele ile mümkündür. Bu mücadelenin öznesi başta kadınlar ve LGBTİ+’lardır. Bizler, tüm gücümüzle, patriyarkal sistemi yıkana kadar mücadele edeceğiz!

Patriyarkal eğitim sistemine BAŞKALDIR!

Kadın üniversitelerine BAŞKALDIR!

Kampüslerde homofobiye, transfobiye, bifobiye, afobiye BAŞKALDIR!

Komünal bir dünya için BAŞKALDIR!

Sosyalist Öğrenci Hareketi

You may also like