BAŞKALDIR!Yazılar

Başka Bir Eğitim İçin BAŞKALDIR!

0

Kapitalist sistemin artı değer sömürüsü ve sınırsız kar güdüsüne dayalı işleyiş mantığı yaşamdaki her şeyi metalaştırıyor. Kapitalizm; emeği, eğitimi, bilimi, sanatı, güzelliği, imajı metaya dönüştürdü ve kapitalist sistem içerisinde her şey gün geçtikçe metalaşıyor. Bu yanıyla kapitalist sistem içerisinde eğitim metalaşırken aynı zamanda eğitim kurumlarındaki emekçiler ve öğrenciler de birer müşteri haline geliyor. Kapitalist sistem kendisini var ettiği alanlarda artı değer sömürüsüyle, cinsiyetçilikle, ırkçılıkla, şovenizmle iç içe geçerek sömürü ve tahakküm ilişkisini inşa ediyor.

Kapitalist sistemin dayandığı aydınlanmacı felsefi dünya görüşü bilimciliği mutlak otorite ilan etti. Feodalizmde mutlak monarşiler ve kilise meşruluğunu tanrıya dayandırdı ve imparatorlar kendilerini tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak gösteriyorlardı. Kapitalist sistem bu yanıyla tanrı iradesinin yerine ulusu ve bilimciliği koydu. Tanrının egemenliği yerini bilimin egemenliği ve iktidarına bıraktı. Kapitalist sistemde bilim tahakküm ilişkisine dayalı olduğundan özgürleştirici bir edim olarak gerçekleşmez, tam aksine tahakküme dayalı olduğu için özgürlük edimini ortadan kaldırarak yaşam üzerinde iktidar haline bürünür.

Kapitalist sistemin bilimsellik anlayışı bu gerçekliğe dayandığı için kapitalizmde eğitim, sömürü ve tahakküme dayalıdır. Bu durumda eğitim sürecine katılan eğitim emekçileri ve öğrenciler eğitim süreci içerisinde sisteme uyumlu otomatlara dönüşürler. Çünkü sömürü ve tahakküme dayalı bir eğitim süreci bireyi özgürleştirmez, aksine iktidara ve sisteme uyumlu hale getirir. Kapitalist eğitim sürecinin tornasından geçen bireyler eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra toplumsal yaşamın farklı yapılarına geçerler ve edindikleri kalıpları yaşamın her alanına aktararak sistemin yeniden üretimine katkıda bulunurlar. Kapitalist sistem; bilimi, bilgiyi ve eğitimi toplumun dönüşümü ve özgürleştirilmesi edimi olarak ele alamaz. Çünkü bizzat kapitalist sistemin işleyiş yasaları bu durumu olanaksız kılıyor. Burjuva ideologlar, bilimden, bilgiden, bilimsellikten ve eğitimin öneminden bahsederken sistemin işleyiş mantığını gizlerler. Sistemin bilimi ve eğitimi toplumun çıkarı için sunduğunu iddia etseler de durum böyle değildir. Bilim de bilgi de eğitim de sistemin işleyiş mantığında tanrısal bir iktidar olarak tezahür eder. Dolayısıyla kapitalist toplumda bilim, bilgi ve eğitim tahakküm ve iktidara dönüşür. Burjuva ideologların gizlediği çıplak gerçeklik işte budur.

Öğrenciler, eğitim sistemi içerisinde sistemin tornasından geçirilerek bir yandan sisteme uyumlu otomatlara dönüştürülürken öte yandan piyasa mantığında birer müşteri olarak algılanırlar. Barınma, beslenme, ulaşım gibi temel haklar piyasa mantığında gasp edilir. Bu yanıyla ücretsiz olması gereken barınma, beslenme ve ulaşım hakkı sistemde para karşılığında verilen hizmete dönüşür. Piyasacı düşün yapısı, barınmanın, beslenmenin ve ulaşımın güvenli, erişilebilir ve nitelikli olmasını da olanaksız hale getirir.

Kapitalist sistemin eğitim kurumlarında ırkçılık ve hâkim ulus milliyetçiliği en temel öğretidir. Ezilen ulus ve milliyetlere mensup eğitim emekçileri ve öğrenciler nefret ve ötekileştirme siyasetine maruz bırakılırlar. Hâkim ulusa mensup olan eğitimciler ve öğrenciler de sistemin ayrımcı siyasetinin parçası haline gelerek ötekileştirme siyasetini uygularlar. Ezilen ulus ve milliyetlerin anadilde eğitim hakları gasp edilir ve hâkim ulusun dili dayatılır. Tekçilik mantığı toplumsal yaşamın bütününde olduğu gibi eğitim kurumlarında da hâkim hale getirilir. Göçmen çocukların eğitim hakkı büyük oranda gasp edilir. Az sayıda göçmen öğrenciye ise nasıl iyi bir Türk’e dönüşeceği veya kabul edilebilir, sınırlarını bilen bir göçmene dönüşebileceği öğretilmeye çalışılır.

Kapitalist sistem, eğitim kurumlarında erkekliği ve eril tahakkümü olabildiğince kurumsallaştırıyor. Cinsiyetçilik ve erkeklik eğitim sisteminde ve eğitim kurumlarında sistemin tahakküm ilişkilerinin ve nefret siyasetinin dinamik ve kullanışlı bir silahına dönüşüyor. Normatif düşün tarzı, ilişkileri erkek-kadın ikiliğinde tanımladığından ve meşru gördüğünden LGBTİ+’lar nefret ve ötekileştirme siyasetinin odağı haline geliyor.

İnsan merkezci bakış açısına dayalı kapitalist sistem, canlılar ve doğa üzerinde sömürü ve tahakküm ilişkisi kurar. Bu düşün yapısı eğitim kurumlarında, eğitim sisteminde ve ders müfredatına içerilerek meşrulaştırılır. İnsanın doğa ve canlılar üzerinde geliştirmiş olduğu sömürü ve tahakküm dolayımlarla gizlenir. Sistemin eğitim kurumlarında müfredatının içeriği insan merkezci bakış açısının savunularıyla ve dayanaklarıyla şekillendirilmiştir. Akademik aklın felsefesi, antropolojisi, sosyolojisi vb. insan merkezci düşün yöntemiyle belirlendiği için, sistemin eğitim tornasından geçen birey, sistemin insan merkezci bakış açısına uygun bir düşün kalıbıyla yaşamı algılar.

 

Özgürleştirici Bir Edim Olarak Başka Bir Eğitim Mümkün

Kapitalist sistemin doğaya, canlılara ve insana yaklaşımı, bilime, bilgiye, bilimselliğe yaklaşımı böyledir. Peki bu anlayışa karşı başka bir yaşam ve eğitim diyenlerin bakışı nasıl olmalıdır? Bize göre bilim, bilgi ve eğitimin özgürleştirici edimler olması gerekir. Bu noktada kapitalist sistemin işleyiş yasalarının yaratmış olduğu bütün sömürü ve tahakküm ilişkilerinin ortadan kaldırıldığı ve bunun yerini farkındalığa dayalı komünal bir sistemle başka bir yaşamın ve eğitimin mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Sistemin tahakküm ilişkilerinde öğretmen-öğrenci ilişkisi özne-nesne ilişkisine dayalıdır. Bu durumda öğretmen bilgiyle donanmış özne, öğrenci ise bilginin yığıldığı boş bir kap durumundadır. Bu durum sadece eğitim sisteminde değil toplumsal yaşamın bütün kategorilerindeki ilişkilerin sürdürülme biçimidir. Dolayısıyla nasıl ki bu düşün yapısından sıyrılamamış bir eğitim özgürleştirici bir edim olmuyorsa bu mantığa dayalı bir toplumsal sistem ve yaşam da özgürleştirici olamıyor. Bugünden yarına hemen köklü bir devrimin olamayacağını ve bu köklü dönüşümün gerçekleşmediği sürece yaşamın ve eğitimin özgürleşemeyeceğinin bilincindeyiz. Hâl böyleyken mevcut sistem içerisinde vermiş olduğumuz özgürleşme mücadelesi köklü bir devrim gerçekleşmeksizin mümkün olmayacaktır. Ancak bugünden başlayarak komünal bir yaşamı ilmek ilmek örmeksizin toplumsal bir devrimin olanakları da zayıflayacaktır. İçerisinde bulunduğumuz “an”ın, geçmişin ve gelecek zamanın bağını doğru kurarak komünal bir yaşamın adımlarını atabiliriz. Sömürü ve tahakküm ilişkilerinin olmadığı bir yaşam ve eğitim için mevcut olana itiraz etmenin en önemli koşulu örgütlenerek sesimizi, itirazımızı ve isyanımızı örgütlülük potasında birleştirmektir. Sosyalist Öğrenci Hareketi olarak başlatmış olduğumuz örgütlenme kampanyası komünal bir yaşamı inşa etme yolunda atılmış önemli bir adımdır.

Kapitalizme, patriyarkaya, heteroseksizme, sömürgeciliğe, canlıların ve doğanın tahakküm altına alınmasına BAŞKALDIRIYORUZ!

Başka bir yaşam ve eğitim için BAŞKALDIRIYORUZ!

You may also like