Açıklamalar

AÇIKLAMA | Ezilen Ulus ve Milliyetlerin Dünya Anadili Günü’nü Kutluyoruz!

0

Kapitalist sistemin dayandığı ulus devlet anlayışı için dil birliği, uluslaşma ve pazarı elde tutma noktasında önemlidir. Bu durum egemen ulusların dillerinin diğer ulus-milliyetlere dayatılmasına sebep olur. Kurucu millet olma durumu üzerinden ulus devleti inşa eden egemen ulusların burjuva sınıfı, ezilen ulus ve milliyetlerin dillerini de tekçi bir mantıkla yasaklar. Pazar mantığına uygun olarak “yükselen” dillerin karşısında, ezilen ulus ve milliyetlerin dilleri zamanla unutulma noktasına gelir.
Dil, sadece iletişim aracı değildir. Ulus düzeyindeki toplulukların bütün ilişkilerinde, etkinliklerinde kullandıkları ve anlaştıkları dil; o topluluğun anadilidir. Başka bir ifadeyle, bir insanın hiçbir eğitim sürecine tabi tutulmaksızın aile, çevre ve toplum aracılığı ile öğrendiği dil, anadili olarak tanımlanır. Anadili, bir yönüyle varoluş meseledir. Bu nedenden ötürü ezilen ulus ve milliyetlere mensup bireyler, bu anlayışla kendi anadilini daha çok sahiplenir. Her ulus ve milliyetin bireyleri arasında, bir araya gelme ve değerlerini korumaya yönelik bir sözlü anlaşma söz konusudur. Bu yanıyla anadili, planlanmış süreçlerle gelişir. Ancak, bu dönemde dilin korunmasına ve gelişmesine yönelik tedbirler alınmadığı sürece dili konuşuyor olmanın da pek bir manası kalmaz. Anadilinin olması tek başına yeterli olmamaktadır. Anadili olsa da okulu ve eğitimi yoktur. Bununla birlikte kitle iletişim araçlarının dili, ekonomiyi çeviren ve eğitim süreçlerinde dayatılan zorunlu dil, egemenin dili olduğu sürece “öteki” dillerin gelişmesi mümkün değildir.

Sömürgeci politikalar sonucu, İspanyol sömürgecilerin Amerika kıtasında gerçekleştirdikleri katliamlar ve izledikleri politikalar birçok dilin yok oluşuna neden olmuştur. Sömürgeci siyaset sonucu egemenlik altına alınan ülkelerde, sömürgecilerin dilleri merkezi konuma gelir. Öyle ki İngiliz, Fransız, İspanyol vb. sömürgecilerin egemenlik kurdukları ülkelerde; İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bugün resmi dil durumundadır.

Her ülke, kendi özgüllüğü noktasında, ezilen ulus ve milliyetlerle ilgili farklı politikalar izler. Kapitalizmin üniterliğe dayalı yapısı; egemen ulus kimliğinin merkezileşmesini, ezilen ulus ve milliyetlerin bu kimliğe çeşitli araç ve politikalarla zorla uydurulmasını ya da entegre edilmesini sağlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet inşası, ezilen ulus ve milliyetlerin inkarı ve imhası gerçekliğine dayalıdır. Ermeniler, Pontuslar, Kürtler; soykırım ve katliamlarla tamamen yok edilmek istenmiştir. Diğer ulus ve milliyetler zorla kültürleme politikalarıyla Türk olmaya zorlanmıştır. Bu yanıyla Türk egemenlik sistemi, bir yandan imha siyasetini geliştirirken, öte yandan zorla kültürleme politikasıyla ezilen ulus ve milliyetleri eritme siyaseti izler. Bu siyasetinde büyük ölçüde “başarılı” olmuştur.
Türk egemenlik sisteminin tekçi anlayışının boyutlarından birisi; tek dile dayalı anlayışıdır. Toplumsal yaşamın her alanında ulus ve milliyetlerin anadilleri yasaklanmıştır. Türk egemenlik sistemi, eğitim kurumlarında ezilen ulus ve milliyetlerin anadilde eğitim hakkını yok sayar. Buna bağlı olarak okullarda, Türkçe resmi dil olarak zorunlu tutulur. Kamusal yaşamda; anadili üzerinden ezilen ulus ve milliyetlere mensup bireylerin, kendilerini ifade etmesi “bölücülük” olarak damgalanarak ülkenin bekasını tehdit eden etkinlik olarak anlamlandırılır. Dünyanın geri kalanında da ezilen ulus ve milliyetlerin, bu milliyetlerin dillerinin başına gelen sonuç; çok da farklı değildir. Kapitalist saldırganlık, birçok dilin zaman içerisinde yok olmasına ve birçoğunun da yok olma tehlikesine girmesine sebebiyet verir. Gelecek dönemlerde dillerin %90’ının yok olacağı ön görülmektedir. Türkiye’de 36 dilden 18’i yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Kapitalist sistemde yapılar, sermayenin ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlendiği için, yaşamda her şey metalaşmaya ve iktisadi sürecin tahakküm ilişkisi içerisine çekilmeye zorlanır. Kültürel ve sosyal farklılıklar, iktisadi aklın cinneti karşısında silinmeye yüz tutar. Bununla beraber tekçilik, yaşamın her alanında belirleyici hale gelir.

Dillerin akıbeti, kapitalist sistemle olan ilişkilenme süreciyle belirlenir. Üniterleşme mantığının bir tezahürü olarak, egemen dillerin hakimiyeti pekişir. Böylece anadiller büyük oranda yok olma sürecine sokulur.

Ulus ve milliyetlerin inkarına, imhasına, zorla kültürleme ve entegrasyon politikalarına karşı mücadele; antikapitalist bir mücadele anlayışı üzerinden şekillendikçe anlamlı olabilir. Sömürgeciliğe, faşizme, patriyakaya, ikili cinsiyet rejimine ve insan merkezciliğe karşı mücadele; en genel anlamda kapitalist sisteme yönelmediği sürece, şeylerin köklü devrimci dönüşümü mümkün olamamaktadır. Anadilinin korunması ve sahiplenilmesi, aynı zamanda sosyal ve kültürel farklıkların korunması anlamına gelir. Sistemin bu farklılıkları ortadan kaldırma pahasına inşa ettiği tekçi anlayışa karşı; anadilini sahiplenme bilinciyle, anadili mücadelesini toplumsal yaşamın her alanında yürütüyoruz. Sosyal ve kültürel farklılıkları koruyarak komünal bir yaşam için mücadeleyi yükseltiyoruz. Ezilen ulus ve milliyetlerin Dünya Anadili Günü’nü selamlıyor, anadiline sahip çıkıyor ve kapitalist sistemin tekçi anlayışına BAŞKALDIRIYORUZ!

Ezilen ulus ve milliyetlerin Dünya Anadili Günü kutlu olsun!

Anadillerimize sahip çıkıyoruz!

Kapitalizme ve tekçiliğe BAŞKALDIR!

Komünal bir yaşam için BAŞKALDIR!

Sosyalist Öğrenci Hareketi

21.02.2021

 

 

You may also like